Markalar için yeni ‘nano ve mikro-influencer’

Türkiye’de de dünyadaki trendlere paralel olarak, ticarette yeni nesil teknolojiler ve platformlar hayata geçiyor. Eski ticaret yöntemlerinin ve kurallarının yerini yenileri alıyor. İstinye Üniversitesi (İSÜ) Öğr. Üyesi Dr. Naim Çetintürk,

e-ticaretteki gelişmelerin önündeki en önemli engelin bilgi güvenliği olduğunu belirterek, “Bu sorunun son yıllarda yaşanan teknolojik geliştirme ve iyileştirmelerin yanı sıra, özellikle pandemi süreciyle birlikte, tüm dünyada tüketicilerin farklı e-ticaret platformlarını olumlu bir şekilde deneyimlemesi ile aşıldığını söyleyebiliriz” diyor. Çetintürk, markaların yeni trendinin az takipçiye sahip ‘nano ve mikro-influencer’ ile çalışmak olduğuna da sözlerine ekliyor.

Yüzde 46,2’ye ulaşmış durumda

Bir kazağın, paltonun ya da botun, yeri bile tam olarak bilinmeyen bir mağazadan alınması fikri yakın döneme dek gerçekçi olmaktan çok uzaktı. Küreselleşen dünya, teknolojik gelişmelerle birlikte ticaretin parametrelerine de etki ediyor. İstinye Üniversitesi (İSÜ) Öğretim Üyesi Dr. Naim Çetintürk ise bunun hem eski hem de yeni bir durum olduğunu söylüyor:

E-ticaret, günümüzde yaygın olarak bilgisayar ve internet üzerinden yapılan alışverişler olarak algılansa da, konvansiyonel mağaza alışverişi yerine telefon üzerinden, televizyon yayını ile veya diğer elektronik iletişim araçları vasıtasıyla da yapılan ve aslında geçmişi oldukça eski bir ticaret yaklaşımıdır.” Hanehalkı Bilişim Teknolojileri (BT) Kullanım Araştırması verilere göre, Türkiye’de internete erişim imkânı olan hane oranındaki yüzde 94,1’e varan artış ile birlikte, internet üzerinden gerçekleştirilen özel kullanım amaçlı e-ticaret oranı da yüzde 46,2’ye ulaşmış durumda.

Hane oranında yüzde 94,1’e varan artış

Güvenliğin sadece ödeme konusunda değil, satın alınan ürünlerin belirtildiği gibi çıkması, orijinalliği ve kalitesi gibi birçok farklı faktörü de kapsadığını belirten Dr. Çetintürk, sözlerine şöyle devam ediyor:

Bu nedenle, günümüzde alıcılar ile satıcıları buluşturan, bilinen ve güvenilir pazar yerleri ile markaların e-ticaret siteleri dışında halen güvenilir olmaktan uzak birçok farklı site ve finansal ödeme aracı bulunmakta. Nitekim zaman zaman karşılaştığımız farklı dolandırıcılık yöntemlerinin haberlere konu olması bunu kanıtlar nitelikte. Son olarak, geçtiğimiz 15 yıllık periyotta yürürlüğe giren yaklaşık 20’den fazla kanun ve yönetmelik, ülkemizdeki e-ticaret faaliyetlerinin çok daha güvenilir şekilde yapılmasına katkı sağlamakta.”

E-ticarette bilinçli tüketici önemli

Dünyada giderek ürün ve fiyat odaklı bir tüketim yaklaşımı ağırlık kazandığı için kısa vadeli fayda sağlayacak bazı etik problemlerle karşılaşıldığını vurgulayan İstinye Üniversitesi Öğr. Üyesi Dr. Naim Çetintürk, satıcıların mağazalarını ön plana çıkarmak için yaptığı gerçek dışı yorumlardan, dakikalık olarak değişebilen ürün fiyatlarına kadar, iade ve satış sonrası prosedürler de dahil olmak üzere, çeşitli etik dışı durumların e-ticarette sıklıkla yaşanmakta olduğunu ifade etti.

Çetintürk, alıcı ve satıcı olarak, ticarî ilişkideki tarafların her ikisinin de etik ve hakkaniyet açısından olumsuzluklar içeren birtakım davranışlar sergileyebildiklerini belirtiyor:

“Satın alınan ürünün, farklı bir ürünle değiştirilerek geri gönderilmesi, birkaç günlük kullanım sonrası ihtiyacını gideren tüketicinin ürünü iade etmesi gibi çeşitli sorunlar maalesef tüm dünyada yaşanmakta. Bu sebeple yakın zamanda, dünyanın en büyük pazar yerlerinden bir tanesinin, -tıpkı satıcılar gibi- alıcıları da puanlamaya başladığını ve daha ‘etik’ bir platform oluşturmayı amaçladığını biliyoruz.”

Sosyal medyada yakın döneme kadar ciddi bir e-ticaret hacminin, vergilendirme ve devlet denetiminden uzak şekilde ilerlediğini ve bu durumun, vergisini nizamî olarak ödeyen vatandaşlar için haksız rekabet şartları oluşturduğunu ekleyen Dr. Çetintürk, son dönemde yapılan denetim ve vergilendirme çalışmalarını bu açıdan olumlu buluyor:

“Sosyal medya üzerindeki ticaret mümkün olabildiğince daha sıkı ve kapsamlı bir şekilde denetlenmeli. Ancak yine de sosyal medyanın çok geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşması ve denetiminin zor olması nedeniyle, burada önemli bir sorumluluğun da sosyal medya platformlarının yönetimlerine düştüğünü söylemeliyiz.”

İSÜ Öğr. Üyesi Dr. Çetintürk, yeni nesli mobil cihaz ve dijital ekosistemlerin kullanımı konusunda oldukça başarılı bulduğunu ve e-ticarette aktif olarak yer aldıklarını gözlemlediğini belirterek, “Derslerimizdeki eğitimler dahilinde, alıcı olarak edindikleri deneyimi genişleterek, başarılı bir

e-ticaret satıcısı olma konusunda, bunun ötesinde ise doğru ürün seçiminden, ürün fiyatlandırmaya, yurtiçi yerleşik pazar veya uluslararası pazarlardaki dinamiklerden, pazarlama iletişimine kadar kapsamlı bir teorik zemin oluşturuyoruz,” diyor. E-ticaret teorisinden pratiğe uzanan derslere dair, “Her arkadaşımız, yerel ve global bir pazar yerinde mağaza açıyor; burada, öğrenilen konuların uygulamalarını bire bir olarak gerçek pazar koşullarında deneyimliyor. Ardından arkadaşlarımızın doğru ve eksik yaptığı noktaları sınıfça değerlendiriyoruz,” yorumunda bulunuyor.

İnfluencerlar kitleler üzerinde önemli etkiye sahip

Dr. Çetintürk, sosyal medyada ‘marka yönetimi’nin evrimi üzerine, özellikle son dönemde “influencer” olarak bilinen ve kitle üzerinde farklı yönlendirme etkilerine sahip sosyal medya kullanıcıları hakkında şunları söylüyor:

“Geçmişte çeşitli ünlülerin televizyonda ürün tanıtımları yaptığını ve bu ürünlerin çok hızlı satılmasını sağladıklarını biliyoruz. Aslında o günden bugüne değişen çok fazla bir şey yok. Artık televizyondaki ünlü sanatçılar yerine sosyal medyada belirli bir kitleye sahip kullanıcıların tanıtımlar yaparak bu satışı sağlaması söz konusu. Ancak influencer’ların giderek daha yüksek bedeller talep etmeleri, buna karşın birçoğunun ‘sahte’ ya da aktif olmayan takipçileri nedeniyle, tanıtımını yaptıkları markaya beklenenden daha az etkileşim oluşturmaları, şirketlerin de influencer tercihlerini gözden geçirmelerine neden oluyor. Sosyal medyada yeni trend, çok daha az takipçiye sahip ancak daha yüksek etkileşim yaratan ‘nano ve mikro-influencer’ ile ilerlemek yönünde. Markalar artık sadece bilinen yüzleri kullanarak marka bilinirliğini artırmak değil, dijital pazarlama kanalları ile harcadıkları bütçelerin karşılığında dönüş elde etmeyi daha öncelikli görüyorlar.”

İstinye Üniversitesi hakkında

İstinye Üniversitesi, “Liv Hospital”, “Medical Park” ve “VM Medical Park” olmak üzere üç ayrı hastane markasını tek çatı altında buluşturan ve sağlık sektöründe 25 yılı aşan bilgi, birikim ve yatırımları olan MLP CARE Grubu’nun desteğiyle 21. Yüzyıl Anadolu Vakfı tarafından 2015 yılında kuruldu. Odak noktasında yapay zekâ ve dijitalleşmenin yer aldığı üniversite, güçlü akademik kadrosuyla, eğitim ve araştırma performansıyla ve her alandaki AR-GE çalışmalarıyla çağımızın bilgisinin üretilmesine katkıda bulunuyor. Öğrencilerini bilimin gücüne güvenen, eleştirel düşünebilen, insani ve etik değerlere sahip bireyler olarak yetiştiren İstinye Üniversitesi, sadece teorik bilgiyi odağına almıyor öğrencilerini bilgilerini pratikte de kullanabilecekleri uygulama alanlarına yönlendiriyor. Bünyesinde üç enstitü, yedi fakülte ve iki meslek yüksekokulu bulunan üniversite; edebiyattan sanata, sağlıktan mühendisliğe kadar birçok farklı alanda yetkin bireyler yetiştiriyor. Üniversite eğitim, araştırma, yenilik ve teknoloji geliştirmede mükemmeliyeti hedefleyerek dünyanın öncü üniversitelerinden biri olmayı amaçlıyor. İstinye Üniversite’nin ana hedeflerinden bir tanesi ise yerel ve evrensel sorunlara çözümler geliştirerek toplumun gelişimine katkıda bulunmak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir